Durduk yere sinirinizin bozulduğu olur mu hiç?
Benim çok. Hangi birini söyleyeyim? Kendi kendimize can sıkıntısı yaratıyoruz. Rakı içmek gibi mesela. Tüm gece boyunca içersin. Gayet de keyif verir lakin sabaha müthiş bir baş ağrısıyla uyanmanız son derece mümkündür. Ya da çiğköfte yeme mevzuusu vardır. Ama bu çok klişeleştiği için bazı konulu vinelar sayesinde, buna hiç girmicem.
İnsanlar değişik. İnsanlar sinir bozucu. İnsanlar gayrı samimi.
Hayat hatayı kaldırmıyor. Hayat boşluk kaldırmıyor. Hayat acımasız.
Düşünün şimdi, biz de insanız ve böyle bir hayatı yaşıyoruz. Ortaya nasıl bir sonuç çıkmasını beklersiniz?
Ben bekledim güzel sonuçların çıkmasını. Çıkmıyor, boşuna beklemeyin.
Her kafadan bir ses çıkıyor. Herkes içindeki doğruları paylaşınca insanlığından kaybedeceğini düşünüyor. Ey insanlık, merak etmeyin, tüm bunların yanında insanlar aptal da değil nihayetinde. O kapıya çıkacak ufak bir tını sizi ele veriyor zaten.
Muhafazakar bir tarza bürünüp hemen kendinizi korumaya alışınız, ahlak bekçisi kesilerek insanları yargılayışınız, arkadaşlarınıza acımasızca sataşmanız, bunlar hiç bir şeyi gizleyemiyor. Boşuna uğraşmayın.
Ben kendimi tanıyorum. Ya da tanıdığımı zannediyorum. Bu yüzden de kendi gerçeklerimi dillendirmekten de hiç gocunmuyorum.
Elbet benim de korkularım var. Benim de göğsümde inleyen bir aslan yavrusu yatar. Benim de duygularım var. Sen kendini duygusal pozisyona sokunca rolleri değişmiyoruz. Sadece kendini kandırmaya çabalıyorsun o süreçte emin ol.
Demoklesler silineli çok oldu. Artık zamane insanlarının bireysel duruşları eskisine göre çok daha kuvvetli. Bunu bilimsel şekilde yok üretim ilişkilerinin belirleyiciliğinde bireyin gelişen rolü zart zurtuyla da açıklayabilirim. Fakat ben saçmalayacağım. Boşuna elinizde kılıçla tepemizde dolanmaya çalışmayın.
Siz düzgün davrandığınızı zannederek saçmalıyorsunuz fakat ben saçmaladığımı bilerek saçmalıyorum. Yani bilinçli bir saçmalık var. Nerelere saçılacağımı kestirebiliyorum ben. Siz ise asla kestiremeyeceksiniz. Belki de yıllar boyu neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamayacaksınız. Haa bak bu konuda ortağız, ben de çoğu zaman anlayamıyorum. Boş verin, anlamayın.
Ne diyorduk, sinir. Evet, durduk yere geriyoruz kendimizi. Bir tarif yapılıyorsa ve başka bir tarifin yoksa uy işte o tarife piç! Bok mu var başka yönlere dalıyorsun! Bok mu var değişik hallere, triplere giriyorsun! Bok mu var kendini sürüncemede, yüreğini irkilmede kendini ikirciklikte bırakıyorsun!
Hem insan gibi davranmıyor hem de insanca bir davranış bekliyorsun ha! Adama var ya öyle söverler ki, feleğin şaşar. Aklın yerinden oynar. Ana avrat ne gelirse artık ağzına. Sonra kendi kendine sinirleniyorsun!
Aydınlar hiç değilse belli bir süre yalnız kalmayı göze alarak doğrularını savunmalıdır tarzı şeyler söyler Yalçın Küçük abimiz. Ne kadar aydın olamasak da söz son derece doğru. Kendini aydınlatmak, yoluna ışık tutmak ve mücadeleci ruh ile barışık bir yaşam sürmek istiyorsan yalnızlığı göze alacaksın.
Öğreneceğimiz o kadar şey var ki. İsyan etmemek elde değil. Daha ne kadar yaşamamız ya da daha ne yapmamız lazım aynı hatalara tekrar düşmemek için? Daha ne kadar kıvranmalıyız doğru davranışı sergilemek için? Hiç mi?
Bırak artık saçmalamayı. Bırak da bazı şeylerin yaşamasına izin ver.
Saçmalamaya devam mı etmek istiyorsun? O zaman sinirlen amınakoyim. Sinir küpüne dön. En azından seni dinç ve diri tutar.
Bu kadar saçmalık bugüne yeter.
Hadi dağılalım olaysız...
Benim çok. Hangi birini söyleyeyim? Kendi kendimize can sıkıntısı yaratıyoruz. Rakı içmek gibi mesela. Tüm gece boyunca içersin. Gayet de keyif verir lakin sabaha müthiş bir baş ağrısıyla uyanmanız son derece mümkündür. Ya da çiğköfte yeme mevzuusu vardır. Ama bu çok klişeleştiği için bazı konulu vinelar sayesinde, buna hiç girmicem.
İnsanlar değişik. İnsanlar sinir bozucu. İnsanlar gayrı samimi.
Hayat hatayı kaldırmıyor. Hayat boşluk kaldırmıyor. Hayat acımasız.
Düşünün şimdi, biz de insanız ve böyle bir hayatı yaşıyoruz. Ortaya nasıl bir sonuç çıkmasını beklersiniz?
Ben bekledim güzel sonuçların çıkmasını. Çıkmıyor, boşuna beklemeyin.
Her kafadan bir ses çıkıyor. Herkes içindeki doğruları paylaşınca insanlığından kaybedeceğini düşünüyor. Ey insanlık, merak etmeyin, tüm bunların yanında insanlar aptal da değil nihayetinde. O kapıya çıkacak ufak bir tını sizi ele veriyor zaten.
Muhafazakar bir tarza bürünüp hemen kendinizi korumaya alışınız, ahlak bekçisi kesilerek insanları yargılayışınız, arkadaşlarınıza acımasızca sataşmanız, bunlar hiç bir şeyi gizleyemiyor. Boşuna uğraşmayın.
Ben kendimi tanıyorum. Ya da tanıdığımı zannediyorum. Bu yüzden de kendi gerçeklerimi dillendirmekten de hiç gocunmuyorum.
Elbet benim de korkularım var. Benim de göğsümde inleyen bir aslan yavrusu yatar. Benim de duygularım var. Sen kendini duygusal pozisyona sokunca rolleri değişmiyoruz. Sadece kendini kandırmaya çabalıyorsun o süreçte emin ol.
Demoklesler silineli çok oldu. Artık zamane insanlarının bireysel duruşları eskisine göre çok daha kuvvetli. Bunu bilimsel şekilde yok üretim ilişkilerinin belirleyiciliğinde bireyin gelişen rolü zart zurtuyla da açıklayabilirim. Fakat ben saçmalayacağım. Boşuna elinizde kılıçla tepemizde dolanmaya çalışmayın.
Siz düzgün davrandığınızı zannederek saçmalıyorsunuz fakat ben saçmaladığımı bilerek saçmalıyorum. Yani bilinçli bir saçmalık var. Nerelere saçılacağımı kestirebiliyorum ben. Siz ise asla kestiremeyeceksiniz. Belki de yıllar boyu neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamayacaksınız. Haa bak bu konuda ortağız, ben de çoğu zaman anlayamıyorum. Boş verin, anlamayın.
Ne diyorduk, sinir. Evet, durduk yere geriyoruz kendimizi. Bir tarif yapılıyorsa ve başka bir tarifin yoksa uy işte o tarife piç! Bok mu var başka yönlere dalıyorsun! Bok mu var değişik hallere, triplere giriyorsun! Bok mu var kendini sürüncemede, yüreğini irkilmede kendini ikirciklikte bırakıyorsun!
Hem insan gibi davranmıyor hem de insanca bir davranış bekliyorsun ha! Adama var ya öyle söverler ki, feleğin şaşar. Aklın yerinden oynar. Ana avrat ne gelirse artık ağzına. Sonra kendi kendine sinirleniyorsun!
Aydınlar hiç değilse belli bir süre yalnız kalmayı göze alarak doğrularını savunmalıdır tarzı şeyler söyler Yalçın Küçük abimiz. Ne kadar aydın olamasak da söz son derece doğru. Kendini aydınlatmak, yoluna ışık tutmak ve mücadeleci ruh ile barışık bir yaşam sürmek istiyorsan yalnızlığı göze alacaksın.
Öğreneceğimiz o kadar şey var ki. İsyan etmemek elde değil. Daha ne kadar yaşamamız ya da daha ne yapmamız lazım aynı hatalara tekrar düşmemek için? Daha ne kadar kıvranmalıyız doğru davranışı sergilemek için? Hiç mi?
Bırak artık saçmalamayı. Bırak da bazı şeylerin yaşamasına izin ver.
Saçmalamaya devam mı etmek istiyorsun? O zaman sinirlen amınakoyim. Sinir küpüne dön. En azından seni dinç ve diri tutar.
Bu kadar saçmalık bugüne yeter.
Hadi dağılalım olaysız...
Yorumlar
Yorum Gönder