Ana içeriğe atla

Çöküş...

En büyük mücadelesi kendisiyledir insanın, saçmaya ikna olmak uğruna girmeyeceği kılık yoktur. Kendimi tanımaktan kaçıyorum. Tanıdıkça, anlam buldukça kendimde ya da kendime has şeylerde; utanıyor, anlamsızlaşıyor ve tüm değerlerimi yitiriyorum bir bir. Düşünsene, aslında kendimden başka herşey birer figüranmış. Duyguları alınmış insanın kafası matematiksel çalışmalı. Onu da yapmıyorsan sana yapacak bir şey yok birader kusura bakma.

Şekeri bıraktın. Bir yıl kadar sonra ekmeği bıraktın. Kısa süre sonra da sigarayı bıraktın. Spora başladın ardından. Zannettin ki sorun bunlarda.
Uykunu düzene koydun sonra. Güzel kazandıran bir iş, güzel sevişen kadın gibi bir kadın buldun. Zannettin ki sorun bunlarda. İyi kazanırsam kadınla igili derdim olmaz. Kadınla derdim olursa çeker giderim dedin. Sevmedin kadını. Eskinin kökünü kazıdın. Meğer bir şey yokmuş. Yokmuş ki hiç bir şey. Meğer mesele bu da değilmiş.

Gittin hangar gibi çalıştın. Sürekli. Deli gibi çalıştın. İstanbul işini yarıladın sayılır hatta. Çok kazanınca çok rahat olursun sandın. Yine siki tuttun bayram.
Hiç küfür etmedin. Kimseyle adamakıllı geyik bile yapmadın. Aylarca dışarı çıkmadın. Şimdi bir birayla sarhoş olursun. Sorun burada sandın. Hiç bir şey değişmedi. Sonra bunlara yeniden başladın yine beceremedin olayların gidişatını.

Sanki sana bir kader yazılmış, onu oynuyorsun.
En olmadık saatte, en olmadık yerde onu görüyorsun. Hem de sana benzeyen biriyle. Öfori hali yaşıyorsun. Bence sevinebilirsin artık.
Her şeyi yapıyorsun be güzelim, ama çok beceriksizsin çok. Yaşantın boyunca seni bırakmayan ayağı sakat bir beceriksizlik. Teoride her şey dört dörtlük. İcraata gelince çöp bile bulamıyorsun.

Sonra senden başka herşeyin figüran olduğunu zannediyorsun. Olabilir. İnsanlar böyle söylemiş olabilir, seni kandırmış olabilir. Da, ne vardı ki bir yalana bu kadar kanacak!
Evet, az biraz ayıyorsun meseleye. İnsanlarla ya da spesifik olaylarla alakalı değil sıkışman. Çok yoğun kaygılarınla başbaşasın. İşte senin gerçekliğin. Çürümüş bir dal gibi tek başına devrileceksin.
Mesele basit. Kavramak zor.
Kader yapma.
Kader yapma.
Keder yapma.

Hadi şimdi siktir git.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Doğum günü şeysi - 3 Temmuz

Yıllar önce, 1990 yılında, bir 1 Temmuz gününde, yolların açıldığı, karın eridiği, havanın ılıştığı ve insanların dinçleştiği bir yaz günü karısına selam vermeksizin içeri girdi Mehmet. Yemeğini yedi. Çocukları azarladı. Karısı da payını aldı bundan. Yemekleri eleştirdi. Ama ne eleştiri. Küçük çaplı sevimli bir terör estirdi. İstemeden, el alışkanlığıyla karısına da bir tane çakıverdi. Hiç sevmezdi kuyruk yağı olmayan bulgur pilavını. Kaç defa söyledi, olmayınca istemsiz şekilde vuruverdi omuzuna kadının. *** Çocuklar bunu görünce bir anda tüm şımarıklıklarını kestiler. Artık onlar için zaman daha ağır akmaya, kuşlar ötmemeye, kuzular melememeye, kar altındaki topraktan başını çıkaran yılanlar toprağın altına geri dönmeye, yerdeki halıların desenleri dans etmeye, gözleri cansızlanmaya, babaları büyümeye, bir önceki gün marketten çaldıkları bisküvileri süte kırarak gizli gizli yeme fikirleri iyiden iyiye kaybolmaya ve bu fikrin yerini annelerinin yaptıkları kuyruk yağsız bulgur p...

Gecenin gözü

Gecenin gözü gördü, Çıkıp konuşsa, anlatsa her şeyi Senin hakkını sana, Benim hakkımı bana... Duvarlar bile daralıyordu, Sen ağlayınca. Bak şimdi nasıl da görünüyor Gökyüzü ferah ferah. Yıldızların altında gibi açık göğümüz. Koyun koyuna... Sıcacık...

Yetişkin eğitiminden yaşam boyu öğrenmeye geçiş - Bir eğitim makalesi

Eğitim, öğrenmenin sistematikleştirilmiş halidir. Öğrenmeye göre çok daha dar bir kavram olan eğitim kavramı daha gelişkin mekanizmaların kurulabilmesi için daha gelişkin bireylere ihtiyaç duyulmasından kaynaklı ortaya çıkmış bir kavramdır. İlk olarak Fransız sanayi devrimiyle somut düzlemde ele alınmaya başlanan bu gerçeklik kendisini fabrikalarda makineyi kullanmayı bilen eleman ihtiyacında göstermiştir. Makine kullanımının ve iş yönteminin öğretilmesinde karşılaşılan zorluklar, tarihin ilk burjuva devriminde öğretimi halk için sistematikleştiren yaklaşımı, yani eğitimi doğurmuştur. Sanayi devriminin öncelerinde bilgi aktarımlarını gerçekleştirecek kadroları yetiştirmek adına kurulan çeşitli kurumlar(kiliseler, camiler, manastır ve medreseler vb.) faydacı özellik gütmemesinden dolayı modern eğitim kavramına tam olarak denk düşmemektedir. Bu surette eğitim; faydalar çerçevesinde sistematikleştirilmiş öğrenmelerdir diyebiliriz. Bu noktada eğitim kavramıyla yetişkin kelimeleri yan yan...