Ana içeriğe atla

Işık saçan cehalet ve parlak cahillik!

Soruyorlar: Neden komünistsin?
Cevaplanıyor: Çünkü bu dünya eşitsizlik yaratıyor.
Soruyorlar: Sana ne bundan?
Cevaplanıyor: Ben de eşitsizlikten payıma düşeni alıyorum da ondan.
Soruyorlar: Beş kardeşin beşi bir mi?
Cevaplanıyor: Değil.
Soruyorlar: Ee, her insanın eşit olmasını nasıl bekliyorsun o zaman?
Cevaplanıyor: Beş parmak aynı elde fakat.
Soruyorlar: Biri büyük, biri küçük. Aynı elde olmaları ne fark yaratır?
Cevaplanıyor: Hepimiz aynı şekilde hayata geldik.
Soruyorlar: Ne alaka?
Cevaplanıyor: Kel alaka.
Soruyorlar: Dalga mı geçiyorsun?
Cevaplanıyor: Evet.
Soruyorlar: Gerçekten komünist misin peki?
Cevaplanıyor: Evet.
Soruyorlar: Yapacak daha iyi bir işin yok mu senin?
Cevaplanıyor: Yok.
Soruyorlar: Hepiniz aynı düşünüyorsunuz ve başka bir şey yapmıyorsunuz. Bu cehalet yaratmaz mı?
Cevaplanıyor: Hepimiz aynı fikirde değiliz. Sadece ilk soruna verdiğim cevap konusunda aynı fikirdeyiz. Onun dışında inan bana çok farklıyız. Dünyayı anlamaya çalışıyoruz. Bu cehalet yaratmaz, aksine cehalete düşmandır.
Soruyorlar: Bugüne kadar kimse anlayamamış da siz mi anlayacaksınız bu dünyayı?
Cevaplanıyor: Evet. Çünkü onu değiştirmek için başka çaremiz yok.
Soruyorlar: Bir bu eksikti! Size mi kaldı canım dünyayı değiştirmek?
Cevaplanıyor: Bizden başka aday göremiyorum.
Kızıyorlar: Aman canım, siz de çok kibirlisiniz! Ne malum başka adayın olmadığı?
Cevaplanıyor: Varsa siz söyleyin. Var mı?
Mavi ekran veriyorlar: Ben mi? Bana ne canım. Ben soruyorum hem, sen değil. Sen soruma cevap ver bence.
Cevaplanıyor: Evet, dünyayı değiştirmek bize kaldı.
Bu uzuyor da uzuyor. İnsanı bıktırırcasına. Her yeni insanda bu kısım ön-koşul gibi. Bu tartışma başlangıçta ya da biraz daha ileride herkesle muhakkak yapılıyor.
Patronlar iyidir, onlar olmasa biz iş yapamayız.
Herkesten daha çok çalışmış ki patron olmuş.
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış.
Beş kardeşin beşi bir değil.
İnsan eşit değil.
Kadınla erkek hiç eşit değil.
Adam yol yaptı, sizinkiler ne yapmış?
Adam cumhuriyeti kurdu, sizinkiler ne yapmış?
Adam teknoloji getirdi, sizinkiler ne yaptı?
Adam deha, sizinkiler ne?
Siz de her şeye karşısınız canım.
Daha dOgru dusgün türkce konusamiyorsunuz, bi de devrim mi yapacakdınız?
Her şeyi abartıyorsunuz.
Çok cahilsiniz, azıcık okuyun!
Dinsizsiniz işte!
Bir başka versiyonu da var tabi bu ucuz cehaletin. O da yücelterek eleştirme. Sanırım bu daha zor. Biraz daha dolaylı ve naif bir cehalet.
Komünistler sürekli okuyorlar ama yaşamayı es geçiyorlar.
Sadece okuyarak hayat öğrenilmez.
Bunca bilgi, bunca görgü polise taş atmak için mi yani?
Tamam bak, sanatta iyisiniz ama bilimde çok kötüsünüz.
Komünizm sorunları çözdüğünü iddia ediyor. Bu yüzden de aralarından hiç filozof çıkmıyor.
Hayatımda gördüğüm en zeki ve bilgili adamsın. Fakat komünistsin. Nasıl oluyor bu anlamıyorum? Gidip hayatınızı yaşasana!
Ben de komünistim ama sen aşırı komünistsin.
Bak ben de istiyorum eşitliği ama bizim insanımız cahil!
Bu topraklardan dini silmediğiniz sürece devrim mevrim olmaz.
Bu ülkeden bir  bok olmaz.
Oğlum kendini kurtaran kurtarır bir şekilde ama olan size olur.
Okuyun öğrenin ama sakın ha terörist olmayın.
Evet ya bu ikinci aşama kesinlikle daha tehlikeli. Aslında daha çok kategorize edebiliriz. Seçenekleri daraltırsa epey tür çıkar ortaya. Türleşme bile başlayabilir. Fakat bir türü daha eklemek istiyorum: nihilistler!
Amaan, okuyacaksın da ne olacak? İHL mezunları bulacak işi.
Ben her türlü izme karşıyım.
Kendimi herhangi bir sınıfa sokmak istemiyorum.
Benim  bağlanma sorunum var.
Ben özgürlüğüme düşkünüm o yüzden komünist olamam.
Düşünsene bir yerde bin tane adam var, hepsi aynı düşünüyor, sıkıcı olmaz mıydı?
Ya dünyaya komünizm gelirse sevişemeyiz.
Tüm kadınlar çirkin olur.
Tüm erkekler kekoya döner.
Her yer birbirinin aynısı olur.
Bugün sömürü var ama çalışmazsan sömürülmezsin.
İşsizlik o kadar da kötü bir şey değil.
Herşeyi bilemeyiz. Bilmemize de gerek yok.
Bu kafasızlığı değiştiremezsin, boşuna uğraşma.
İster komünizm gelsin ister kapitalizm, hep parası olan kazanacak.
Kimin sözüydü unuttum ama ister istemez hatırlıyor insan:
Sıkıcı insan şüphesiz ki aklına ilk geleni konuşandır.
Katılıyorum. Bu durumda, yukarıdaki cümleleri hiç utanmadan, sıkılmadan, ayıplanacağını düşünmeden kullanan bütün insanlara bir saygı göstergesinde bulunmak istiyorum. Büyük medeni cesaretinizden, ışık saçan cehaletinizden ve parıl parıl parıldayan cahilliğinizden dolayı sizi kutlarım!
Yıllarca düşünüp de çözemediğimiz, aşamadığımız sorunları sizin bu anlamlı cümleleriniz sayesinde çözdük. Az kaldı, seneye devrim yapıyoruz!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

üç harfliler

Uzunca bir süre önce hüzünlerimi astığımı ilan etmiş, onlara sırtımı dönmüş, adeta ölüme terketmiştim. Tam da ölümle burun burunayken, en ihtiyaç duyduğu anda bir ele, en yakın olduğu zaman ufuk çizgisine, okşadım onları. Ele göze aldım yeniden. Kavgalarım başladı yeniden. Gözlerim seyiriyor. Kalbim tekliyor, yüreğim ısınıyor. Sanırım en hüzünlü olmam gereken dönemin içindeyim. Hüzün insanın kurdudur. Da, hüzün insanın dostudur ayrıca. Hüzünsüz yapılan iş, asla anlamını bulamaz. İnsan yaşadığı müddetçe muhakkak bir miktar hüzün bulaştırır işlerine. Yine de arada mutlu eden şeyin de kendisidir hüzün. Yalnız olmadığını da yalnız olduğunu da hissettirir ziyadesiyle. Bizim kan kardeşimizdir hüzün. Kirli mahallelerin çöplerinde geçen çocukluklar temizlenemezler kolaycana. Yine de çocuksu bir suç işlemişlik bırakır insana. Zaman zaman. Evet, ben de farkındayım durumun fakat söylesenize, ne yapacak ki bana üç harfliler... Dökülenler döküldüler. Olduğu yere gömüldüler. Gömütlükleri bu s...

Mesajlaşmayı sevmiyorum!

Ben senin için mesai olarak kaldığım sürece sürecek bu kırgınlık. Derin bir kırgınlık. Henüz tarifleyemediğim, açıklayamadığım kırgınlık. Seni hiç anlamayan, despot, kıskanç bir adam olmadığımı sana ispatlamak için iki haftalık totem yaptım. Her şey tamamen senin istediğin gibi olacak. Fakat sadece iki hafta. O da beni tanıman için. Fakat sana duyduğum kırgınlık o kadar derinleşiyor ki, iki hafta nasıl dayanacağımı bilmiyorum. Bir tarafım sorun çıkar diyor, diğer tarafım iyi gidiyorsun diyor. Bahaneler ve canımı yakan sözler. Saatlerce satranç oynayabiliyorsun telefonda. Hatta yolda yürürken bile. Dolmuştayken. Elinde bir sürü eşya olmasına rağmen. Saatlerce Facebook ta takılabiliyorsun. Telefonda. Saatlerce magazin haberleri okuyup merak ettiğin kişileri stalklayabiliyorsun. Telefonda. Saatlerce mesajlaşabiliyorsun dedikodu ve aile arkadaş gruplarında. Telefonda yapıyorsun bunu yine. Saatlerce konuşabiliyorsun insanlarla. Hem de gayet keyifle. Ama telefonda. Fakat bir kez olsu...

Yandaş rektörlerden Kaya Güvenç’e engelleme!

Ankara’da, solun ortak adayı olarak seçim çalışmalarını yürüten Özcan Kaya Güvenç'e, Ankara ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlükleri tarafından salon verilmedi. Bununla da kalmayan Hacettepe rektörlüğü, hiçbir gerekçe göstermeden Güvenç’i içeri almadı. Bayram Uluad - soL Ankara Seçim çalışmalarını mahalle parklarında, topluluk odalarında, dernek bürolarında ve kampuslarda sürdüren Kaya Güvenç, rektörlüklerin engelleme girişimleriyle karşılaştı. 19 Mart’ta ODTÜ yerleşkesinde düzenlenen etkinlik yoğun bir katılımla gerçekleşirken, yönetimden herhangi bir engelleme girişimiyle karşılaşmadı. Ancak aynı gün Ankara Üniversitesi, Cebeci yerleşkesinde düzenlenen etkinlik için yapılan başvuruya, Ankara Valiliği'nin ‘seçimler bitene kadar okullarda siyasi propagandaya yasak getirmesi’ sebep gösterilerek, ret cevabı verildi. Öğrenciler, Kaya Güvenç’le buluşmak için İLEF’te bulunan ATK Sanatevi'ni talep ettiler. Okul yönetimi ise bu talebe valiliğin ilgili kararını göstererek re...