Ana içeriğe atla

Yaz bir kenara

Bak bunu tuttum.
Adama "de" ayrı yazılır demişler, adam her "de" ekini ayrı yazıyor. Örn: "Ser de akıl yok ki göz de fer olsun." Hadi bunu ayırt edememiş olsun. Ya şuna ne demeli: "Ba de içermiş de de." Tabii, bununla kalır mı? Kalmaz. Diğer tüm "da" eklerini de birleşik yazmış. Neden? Çünkü sadece "de"ler ayrı yazılırmış.

Bir başkası; çok bilimsel görünmek için yabancı kelimeleri bol kullanmak lazım demiş olmalılar ki adama, yazdığı cümleden hiç bir şey anlamıyorum. Hayır, yabancı dilim (maalesef) kötü olduğu için değil, böyle bir dil olmadığı için. Adam yazmış;
"Homosapienler mutualist bir hayat sürerken Gorillaz neredeydi?" Baştan çevireyim arkadaşlar; "insanlar birbirini sikerken murdoc neredeydi?"
İster inanın ister inanmayın ama bu tartışma esnasında karşı tarafa söylenmiş bir cümle. Konu: din. İsterseniz biraz yakından inceleyim adamımızı.
Homosapienler: Sanırım Homo sapiens demek istemiş. Birleşik yazmasına takılmadım hayır, oradaki "s" harfini İngilizce'deki çoğul eki yerine kullanmış korkarım, ona takıldım. Baksanıza, "s" gitmiş, "ler" gelmiş. Burada verilmek istenen mesaj; "ingilizce biliyorum. + Homo sapiens nedir biliyorum. + Eşcinselleri sevmesem de çok olduklarından eminim."
Neden olmasın? Bana çok mantıklı geldi bir an.
İncelemeye devam ediyoruz.
Mutualist bir hayat: evet, çok güzel bir kelime. Bana soracak olursanız içinde "u" veye "s" harflerinin (mümkünse sık) geçtiği kelimelerin fonetiği çok hoş. Söylemesi de günlük konuşma dilinde hortlatılması da naif ve estetik. Mesela usman, Şukufe, vakur, sus vb. Fakat o kelime mutualist olamaz dostum. Kesin bir yanlış anlama var. Çünkü benim bildiğim kadarıyla biyoloji terimi olarak geçtiğinde aynı tür değil, birden fazla tür arasındaki ilişkidir mutualizm. Fakat güzel kardeşim senin de çok iyi bildiğin üzere homo sapienler birbirine karşı aynı tür oluyorlar. Mesela biri homoerectus olsaydı o zaman aferini alırdın. Sağlık olsun, buraya çok takılma, daha destanımı bitirmedim cümlenle.
Gorillaz neredeydi: Bir kere senin Murdoc ve Noodle isimlerine aşina olduğunu, Clint Eastwood'u tanısan bile adına yapılan şarkıyı dinlemediğini, dolayısıyla sanal bir müzik grubu olan Gorillaz'ı kastetmediğine eminim neyse ki. İşte bu benim için büyük bir sorun yarattı: peki kim bu yandığımın Gorillaz'ı? Bir de ilk harfini büyük yazmışsın, korkudan küçük yazamıyorum.
Şayet bizimle aynı femiliden olan cenyuslarımızı, gorillas'ı kastediyorsan o da sıkıntılı birader. Koca bir aileden ve topluluktan söz ediyorsun. Sanki tekil kişiymiş gibi. Ahmet neredeydi demek ile senin kurduğun cümle aynı!

Homosapienler ha. Hahaha :)

Adama Kızılay-Kolej arasında metro var demişler, adam her gün Kolej'den Kızılay'a ve bittabii Kızılay'dan da Kolej'e metroyla gidiyor. Yok, hayır, kesinlikle zengin değil. Bu iki durak arası yürüyerek beş, metroyla altı dakika.

Adama Hakan senin amcan olur demişler, her tanıştığı Hakan'a amca diyor. Yahu vallahi bir taraflarımdan uydurmuyorum. Var. İsteyene bu tiplerin hepsini tanıştırırım. Hatta keşke bir tane inanmayan çıksa da ben tanıştırmak zorunda kalsam iki büklüm. Ne yazık ki herkes inanıyor.

Adama birader sıçtığın taşa dikkat et, iz bırakma demişler; adam gitmiş çöpe sıçmış. Yahu yanında fırça var. Sürsene.

Kadınlara sataşmayayım diye zor tuttum kendimi ama bugünkü kadın beni zıvanadan çıkardı. Yürüyen merdivenden çıkarken koskoca milyonlarca insanın şehrinde hiç yasaya, yönetmeliğe kurala vs gerek duymadan uyulan bir kültür oluşmuş. Bilen bilir. Yürüyen merdivenin sol tarafını acelesi olup da hem merdiven yürürken hem de kendi yürüyüp zaman kazanmak isteyenler kullanır. Sağ tarafında ise "aman canım, enayi merdiven, çıkarsın beni işte" diyenler bekler. Yahu binlerce insanın aynı anda inip bindiği metrolarda bu kültüre onca insan uyarken hiç utanmadan git sol tarafı kapat iyi mi! Arkasındaki insanlar da çıkmak istiyorlar belli ki, ama kadın olduğu için ses edemiyorlar.
Beni bilirsiniz coniler. Hiç tutamam kendimi. "Hanımefendi sol tarafta bekleme yapmazsanız seviniriz. Acelemiz var."
Döndü baktı bana. Anladı tabi canım sesin benden geldiğini. En kırmızıya döneni bendim.
"Ne o tabakhaneye mi yetişeceksiniz? Bekleyin iki dakika." Çıldırdım. Kan beynime sıçradı. Lan bir de laf yiyen taraf oldum. İnsanlar bana bakıp kıkır kıkır gülmesinler mi!
"Ankara'da mı yaşıyorsunuz hanımefendi?"
"Doğma büyüme buralıyım! Esas kendinize bakın siz."
"Anlamalıydım!" Dedim. Gülüşler biraz daha açıldı, yükseldi bu sefer. Kadın bir bozardı, kızardı. Nihayet başka bir kadın dayanamayıp bizim şırfıntıyı kenara iktirerek geçti yanından.
"Azıcık kültür öğrenin lütfen, sol taraf çıkmak için, sağ taraf beklemek içindir. Bu kadar insan sizi mi beklemek zorunda? İlle beklemek istiyorsanız geçin sağa. Bakın onlara birşey diyen mi var?"
"Ay iyice terbiyesiz çıktı bu. Ne kültürü, senin gibileri elimde çevirir kültür dersi veririm!"
Tabi bu son cümle bardağı taşırdı. Biz tam yukarı çıkmışken artık daha fazla dayanamayan arkamdaki liseliler ve komple aşağısındakiler artık ayaklarını merdivene vura vura kahkaha patlattılar. Kadın utancından kıpkırmızı oldu. İyi ki merdiven bitti. İzmir'deki ya da İstanbul'daki merdivenlere benzer bir şey olsaydı roman yazardım maazallah.
O değil de, bir insanın hem de saniyesinde, kendi ettiği lafa utanması ne kadar tuhaf değil mi?(Bu cümle hoşunuza gitti biliyorum. Çünkü içinde utanma ve tuhaf ve bolca "s" var. Bana inanın doğru söylüyorum.)

Her neyse. Adama "birader yürüyüşe çıkalım mı" demişler, beş kişi kolkola yürüyorlar Kızılay'ın göbeğinde. Höst, babanızın tarlası mı lan bura? Pardon diyesim tuttu, demez olaydım. "Acelen ne birader, azıcık yavaş yürü işte!"
Yuh! Çüş! Oha!
Bunlar kültürsüzlüğün, hıyarlığın ve köylülüğün en alt kültürünün örneklerini ve övgülerini kimden alıyorlar acaba? Nereden geliyor ki bu medeni cesaret? Anlayamadım gitti. Aha işte benim de sorunum bu. Siyasi iktidar mı? Ne alakası var canım, saçmalamayın. "Bana siyasi iktidar demedi ki git çöpe sıç diye" derse herifçioğlu o zaman fikrinizi değiştirebilirsiniz bence.

Her neyse. Yaz bir kenara dedim. Buraya yazdım. Ne bileyim, çok temizdi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

üç harfliler

Uzunca bir süre önce hüzünlerimi astığımı ilan etmiş, onlara sırtımı dönmüş, adeta ölüme terketmiştim. Tam da ölümle burun burunayken, en ihtiyaç duyduğu anda bir ele, en yakın olduğu zaman ufuk çizgisine, okşadım onları. Ele göze aldım yeniden. Kavgalarım başladı yeniden. Gözlerim seyiriyor. Kalbim tekliyor, yüreğim ısınıyor. Sanırım en hüzünlü olmam gereken dönemin içindeyim. Hüzün insanın kurdudur. Da, hüzün insanın dostudur ayrıca. Hüzünsüz yapılan iş, asla anlamını bulamaz. İnsan yaşadığı müddetçe muhakkak bir miktar hüzün bulaştırır işlerine. Yine de arada mutlu eden şeyin de kendisidir hüzün. Yalnız olmadığını da yalnız olduğunu da hissettirir ziyadesiyle. Bizim kan kardeşimizdir hüzün. Kirli mahallelerin çöplerinde geçen çocukluklar temizlenemezler kolaycana. Yine de çocuksu bir suç işlemişlik bırakır insana. Zaman zaman. Evet, ben de farkındayım durumun fakat söylesenize, ne yapacak ki bana üç harfliler... Dökülenler döküldüler. Olduğu yere gömüldüler. Gömütlükleri bu s...

Mesajlaşmayı sevmiyorum!

Ben senin için mesai olarak kaldığım sürece sürecek bu kırgınlık. Derin bir kırgınlık. Henüz tarifleyemediğim, açıklayamadığım kırgınlık. Seni hiç anlamayan, despot, kıskanç bir adam olmadığımı sana ispatlamak için iki haftalık totem yaptım. Her şey tamamen senin istediğin gibi olacak. Fakat sadece iki hafta. O da beni tanıman için. Fakat sana duyduğum kırgınlık o kadar derinleşiyor ki, iki hafta nasıl dayanacağımı bilmiyorum. Bir tarafım sorun çıkar diyor, diğer tarafım iyi gidiyorsun diyor. Bahaneler ve canımı yakan sözler. Saatlerce satranç oynayabiliyorsun telefonda. Hatta yolda yürürken bile. Dolmuştayken. Elinde bir sürü eşya olmasına rağmen. Saatlerce Facebook ta takılabiliyorsun. Telefonda. Saatlerce magazin haberleri okuyup merak ettiğin kişileri stalklayabiliyorsun. Telefonda. Saatlerce mesajlaşabiliyorsun dedikodu ve aile arkadaş gruplarında. Telefonda yapıyorsun bunu yine. Saatlerce konuşabiliyorsun insanlarla. Hem de gayet keyifle. Ama telefonda. Fakat bir kez olsu...

Yandaş rektörlerden Kaya Güvenç’e engelleme!

Ankara’da, solun ortak adayı olarak seçim çalışmalarını yürüten Özcan Kaya Güvenç'e, Ankara ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlükleri tarafından salon verilmedi. Bununla da kalmayan Hacettepe rektörlüğü, hiçbir gerekçe göstermeden Güvenç’i içeri almadı. Bayram Uluad - soL Ankara Seçim çalışmalarını mahalle parklarında, topluluk odalarında, dernek bürolarında ve kampuslarda sürdüren Kaya Güvenç, rektörlüklerin engelleme girişimleriyle karşılaştı. 19 Mart’ta ODTÜ yerleşkesinde düzenlenen etkinlik yoğun bir katılımla gerçekleşirken, yönetimden herhangi bir engelleme girişimiyle karşılaşmadı. Ancak aynı gün Ankara Üniversitesi, Cebeci yerleşkesinde düzenlenen etkinlik için yapılan başvuruya, Ankara Valiliği'nin ‘seçimler bitene kadar okullarda siyasi propagandaya yasak getirmesi’ sebep gösterilerek, ret cevabı verildi. Öğrenciler, Kaya Güvenç’le buluşmak için İLEF’te bulunan ATK Sanatevi'ni talep ettiler. Okul yönetimi ise bu talebe valiliğin ilgili kararını göstererek re...