Ana içeriğe atla

ah bu şarkıların a...

Yine bir facia yine sen...
Evet, orada olma olasılığım çok yüksekti.
Evet, mahvolma, ölme yaralanma riskim vardır gittiğim takdirde.
Evet, tembelliğim de bir yanda duruyordu o yüzden de rahattın.
Evet, ben atraksiyonu severim.
Evet, serkeş bir yaşam altındayım.
Evet, evet, evet... Lakin ilk arayan sendin... Ve bu beni şaşırtmadı. Çünkü seninle aramızdaki insani ilişki de son derece yüksekti. Orada yaşananlara çok üzüldüm ve tahmin edemeyeceğin gibi  o sırada ikinci bir Ali İsmail vakası yoktu. Sadece uyuyordum. Sanırım zaten yine depresif ruh halindeydim. O yüzden işe okula partiye hiçbir yere gitmediğim bir günün sonunu daha oyunla kapatmıştım. Saat 07.35 de yatağa girmiştim.On çeyrekteki patlamaya yetişmekten çok uzaktım.
Tamam, bunlar hepsi bir tarafa da, amınakoyim ilk sen aradın lan beni. Sanırım ilk aradığın kişi de benim. Benim için önemli olan buymuş sanırım.Senin için ben ne durumdayım bilmiyorum önemsiz bir şekilde lakin sana harcadığım 8 senenin her zerresine kurban olurum. Hiç bir saniyesinden pişman değilim. Çünkü sen halis muhlis insansın. Tepeden tırnağa nitelikli, gelişkin ve insan gibi insansın...
Tüm bu çocuksu bağlanmalarım, seni hala aramalarım bundandır.
Ufak bir uyarı yapmak zorundayım sanırım; seni engellemek veya yeni bir hayat kurmak konusunda sana engel oluşturmak için yapmıyorum. Aksine seni daha mutlu edeceğimi düşünüyorum bu yolla. Sen benim hiçbir zaman saygımı yitirmeyeceğim ve belki de hep seveceğim tek insansın. Yanımda değilsin ama silüetinle dans ediyorum her gece. Yanımdasın fakat... Evet, tüm bunları dökmek zorundaydım.
Kaç gündür depresyon belirtileri veriyor ve yine evden çıkmamak için tanıdığım herkese çeşitli yalanlar söylüyordum. Üç gün arka arkaya evden hiç çıkmayıp oyuna bahanesiyle yalnız kalma yolunu seçmiş oldum. Genel olarak mutlu muyum bilmiyorum. Fakat eksik olduğuma eminim.
Sana sevgimin ve saygımın hiç bitmeyecek olması seni noolur alıkoymasın bazı şeylerden, hayatın kendisinden. Sadece sana derdimi dökmek istedim. Lakin yine de senin insanlığına bir kez daha hayran kaldım. Psikolojimi bozan şey ise sen değildin, beklediğim şeymiş aslında demek ki seni iyi tanımışım. O şey ise acil serviste önümdeki adamın sırtındaki et parçalarıydı... İnanılmaz bir görüntüydü. Parçalanmış bedenler bile beni o kadar etkilememişti... Sanırım örgütüm sayesinde çabuk toparladım ama bildiğim şey bu durumdaki bozuklukların kalıcı ciddi etkileri olacağı...
Ah bu şarkıların gözü kör olsun diyeceğim ama bir felakette daha yolumuz kesişti her felaketteki gibi... Ceylan Ertem desin madem. Keyifli dinlemeler...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Doğum günü şeysi - 3 Temmuz

Yıllar önce, 1990 yılında, bir 1 Temmuz gününde, yolların açıldığı, karın eridiği, havanın ılıştığı ve insanların dinçleştiği bir yaz günü karısına selam vermeksizin içeri girdi Mehmet. Yemeğini yedi. Çocukları azarladı. Karısı da payını aldı bundan. Yemekleri eleştirdi. Ama ne eleştiri. Küçük çaplı sevimli bir terör estirdi. İstemeden, el alışkanlığıyla karısına da bir tane çakıverdi. Hiç sevmezdi kuyruk yağı olmayan bulgur pilavını. Kaç defa söyledi, olmayınca istemsiz şekilde vuruverdi omuzuna kadının. *** Çocuklar bunu görünce bir anda tüm şımarıklıklarını kestiler. Artık onlar için zaman daha ağır akmaya, kuşlar ötmemeye, kuzular melememeye, kar altındaki topraktan başını çıkaran yılanlar toprağın altına geri dönmeye, yerdeki halıların desenleri dans etmeye, gözleri cansızlanmaya, babaları büyümeye, bir önceki gün marketten çaldıkları bisküvileri süte kırarak gizli gizli yeme fikirleri iyiden iyiye kaybolmaya ve bu fikrin yerini annelerinin yaptıkları kuyruk yağsız bulgur p...

Gecenin gözü

Gecenin gözü gördü, Çıkıp konuşsa, anlatsa her şeyi Senin hakkını sana, Benim hakkımı bana... Duvarlar bile daralıyordu, Sen ağlayınca. Bak şimdi nasıl da görünüyor Gökyüzü ferah ferah. Yıldızların altında gibi açık göğümüz. Koyun koyuna... Sıcacık...

Yetişkin eğitiminden yaşam boyu öğrenmeye geçiş - Bir eğitim makalesi

Eğitim, öğrenmenin sistematikleştirilmiş halidir. Öğrenmeye göre çok daha dar bir kavram olan eğitim kavramı daha gelişkin mekanizmaların kurulabilmesi için daha gelişkin bireylere ihtiyaç duyulmasından kaynaklı ortaya çıkmış bir kavramdır. İlk olarak Fransız sanayi devrimiyle somut düzlemde ele alınmaya başlanan bu gerçeklik kendisini fabrikalarda makineyi kullanmayı bilen eleman ihtiyacında göstermiştir. Makine kullanımının ve iş yönteminin öğretilmesinde karşılaşılan zorluklar, tarihin ilk burjuva devriminde öğretimi halk için sistematikleştiren yaklaşımı, yani eğitimi doğurmuştur. Sanayi devriminin öncelerinde bilgi aktarımlarını gerçekleştirecek kadroları yetiştirmek adına kurulan çeşitli kurumlar(kiliseler, camiler, manastır ve medreseler vb.) faydacı özellik gütmemesinden dolayı modern eğitim kavramına tam olarak denk düşmemektedir. Bu surette eğitim; faydalar çerçevesinde sistematikleştirilmiş öğrenmelerdir diyebiliriz. Bu noktada eğitim kavramıyla yetişkin kelimeleri yan yan...